KARA KAPILARI

2010-01-20 11:07:00

 

Edirnekapı (üstte solda) Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'a girdiği kapı, Yedikule'deki Altunlu Kapı(Sağda), imparatorluk kapısıydı.
Tüfenkhane Kapısı sonradan örülmüş, İstanbul'daki beş baruthaneden biri buradaymış.
    Fener Kapısı'nın iç ve dış taraflarında ise Rum evleri, Patrikhanenin ve metropolitlerin konutları, Eflak ve Boğdan beylerinin sarayları varmış. Haliç'teki son kıyı kapısı Balat iskelesi'ne açılan Balat Kapısı'ydı. Bizanslılar buraya Porta imperial veya Porta Basiligue derlermiş. Çünkü imparatorlar deniz yoluyla Vlaherna Sarayı'na geldiklerinde bu kapıdan girerlermiş. Balat Kapısı ile Ayvansaray kapısı arasındaki küçük kapıcıklardan ikisinin adları ise Avcılar Kapısı ve Atik Mustafa paşa Kapısı. Avcılar Kapısı'nın üstünde halen Arkeoloji Müzesi'nde bulunan Zafer Tanrıçası Nike'yi temsil eden bir figür bulunulmuş.
Uluyol kentin en büyük caddesi olarak Ayasofya Meydanı'na ve Sarayın Babı Hümayun denilen kapısına uzanırmış. Osmanlı padişahları da Bizans imparatorları gibi sefere çıkarken askeri ve dini törenlerde hep bu kapıyı kullanmışlar. Yirmi üçüncü kapı Bizanslıların Ayios Romanos dedikleri Topkapı. Fetih sırasında bu kapı iki yanındaki burç ve duvarlarla birlikte yıkıldığından Fatih Sultan Mehmet, günümüze kadar ulaşan bu yapıyı yaptırmış. Bu kapının içinde ve dışında "Poşo" denilen çingeneler otururlarmış. Yirmi dördüncü kapı Yenikapı. Yenikapı Mevlevihanesi'nden dolayı Mevlenakapı adıyla bilinen bu kapı özgün yapısı bozulmadan günümüze kadar korunmuş tek sur kapısı özelliğini taşıyor. Yirmi beşinci kapı Silivrikapı. Camisi, hamamı, çarşısı, tekkesive türbesiyle bir semte de adını vermiş. 1878'e kadar örülü olan ve artık kullanılmayan Belgrad Kapı'dan sonra son kapı diyebileceğimiz Yedikule'ye açılan kapının yanındaki Yaldızlıkapı veya Altunlukapı gelir. Bizanslılarca 388'de imparator Theodosius l.'in buyruğuyla inşa edilen kapı Porta Aura (Güzel Kapı) adıyla anılırmış. O dönemde İstanbul, FatihSamatya arasındaki Konstantin surlarına kadar olduğundan, Porta Aura bir zafer takı biçiminde görünürmüş. İstanbul'un ayakta kalabilen kapıları bunlar. Bize düşense İstanbul'u anlamak, hissetmek ve nasıl bir tarih üzerinde oturduğumuzu kavramak için bu kapıları gezmek ve onlara sahip çıkmak
    Kaynak: Necdet Sakaoğlu, Deraliyye'den İstanbul'a, Tarih Vakfı, İstanbul Dergisi, Sayı: 37

Kara Kapıları
Muhtesem kara surlarının ilk kapısı ise Eğrikapı. Bu kapının iki sövesinin tam karşılıklı olmamasından dolayı bu ad verildiği söylense de; Evliya Çelebi fetihten sonra Eğdirilerin yerleştiğini ve adının buradan geldiğini ileri sürüyor. Girilince sol tarafta Tekfur Sarayı'nın bulunduğu Eğrikapı, Kaşıkçı Elması'nın bulunduğu yer olmasıyla da ünlü. Eğrikapı ile Edirnekapı arasında iki küçük kapıcık daha bulunuyor. Bizans döneminde Mezarlık Kapısı olarak anılan Edirnekapı, İstanbul'un fethi sırasında tahrip olduğundan onarılmış. 19. yüzyılın sonlarına kadar kentin en büyük kapısı olan Edirnekapı, aynı zamanda şehrin en yüksek tepesinin de üzerinde yer alıyor. Edirne üzerinde gelen Sultanyolu bu kapıya ulaşır, içerideki Çarşı Meydanı'ndan başlayan

244
0
0
Yorum Yaz